- XD-ilaa
Obessesion
"İçecek birşey ister misin?" diye sordu buzdolabına yakın kabine ilerlerken.
"Evet. Lütfen."
Hunter ona bir bakış attı. "Şaşırmış görünüyorsun."
"Böyle centilmence şeyler yapan biri gibi görünmüyorsun." Ya da nazik şeyler, ama bunu eklememem gerektiğini farkettim.
Dudakları seğirdi. "Ara sıra kendimi şaşırtırım." Kabine geri dönerek iki bardak aldı. "Sodam, sütüm, suyum-"
"Süt mü? 10 yaşında değilim."
Gözleri ışıkta hafif parıldarken döndü. "Peki kaç yaşındasın? 19 mu?
Serena alınarak taburesine yaslandı. "25 yaşındayım."
"Hmmm.." Bardakları geri koydu ve eline iki tane şarap kadehi aldı.
Serena'nın gözleri kısıldı. "Onlar sana temel dosya gibi birşey vermediler mi?"
"Evet." Hunter bir şarap şişesini raftan çıkardı.
Serena onun geniş omuzlarına bakarken bir maymunun onun üzerine atlayıp, onu tam bir vampir stiliyle ısırdığını hayal etti. Aslında belki zombi stiliyle. Böylesi daha çok zarar verirdi. "Peki okudun mu?"
Hunter arkasını döndü vetezgahın karşısına geçti. Önüne bir bardak koyu şarap koydu. "Okudum."
Serena'nın teni gerildi. Bu onun rahatsız oluş şekliydi. "Temel şeyleri okuduysan, 19 yaşında olmadığımı bilmen gerekirdi."
Hunter dirseklerinin üzerinde eğildi ve şaraptan bir yudum aldı. "Büyük olasılıkla."
"Yani 19 yaşında olup olmadığımı beni sinir etmek için sordun?"
"Çok büyük olasılıkla." diye mırıldandı onu şarabından yudumlanışını izlerken.
Keskin bir karıncalanma omurgasının arkasından sıcak çarpması gibi yayılıyordu.
"Tam bir g*tsün."
"Ve senin pis bir ağzın var." Hunter sırıttı.
Serena derin bir soluk alıp nefesini sakinleştirirken, o şarabını bir dilişte bitirdi. "Çalışırken bu kadar içmen mi gerekiyor?"
"Senin de bu kadar soru sorman mı gerekiyor?"
"Senin de en azından üzerine bir t-shirt geçirmen gerekmiyor mu?" diye lafı yapıştırdı. "Bütün o içki olayını da hesaba katarsak çok uygunsuz görünüyorsun."
Hunter kıkırdadı, ve o ses, vay canına, eğlenen gülüşünün sesi bacaklarına titreme gönderdi.
Hunter tezgahın çevresinden dolaştı. Yürümedi, ah hayır, uyluğunu kaplayan kotun nazik hareketleri ona insan yürüyüşünden çok avını takip eden büyük bir aslanın hareketlerini hatırlattı. Bacaklarını bir tanesi kendi bacağına deyene kadar yayıp yanına oturunca Serena'nın nefesi kesildi.
Serena tabureyi kavrayarak hızla uzaklaştı. Metal bacakları korkunç bir kazıma sesi çıkardı. Serena fayansı mahvettiğini umdu. "Ne konuşmak istiyorsun."
Hunter taburesini ona yaklaştırdı, aralarındaki mesafeyi kapattı. Otururken bile ondan uzundu, böylece eğildiğinde yüzü Serena'nınkinin tam karşısındaydı. "Seni."
Boğazı kurudu."Kişisel alanımdasın."
"Sen benim evimdesin yani bu kişisel alanını geçersiz kılar."
"Mantığın hatalı."
Kirpiklerini indirerek başını eğdi. "Benim mantığım buralardaki tek mantık. Buna alışsan iyi olur."
Onunda kafasına birşeyler atılmasına alışması gerekiyordu çünkü bu tekrar olmak üzereydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder